top of page

Dava Kazanmak İçin Haklı Olmak Yeterli Mi?

  • Yazarın fotoğrafı: İrem Nalbant
    İrem Nalbant
  • 21 Kas 2025
  • 2 dakikada okunur

Danışanlarımız ve müvekkillerimizle yaptığımız mülakatlarda, haklı olduğunu düşünen kişilerin avukata başvurmalarının gerekmediğini düşündüklerini görüyoruz. Peki gerçekten, haklı olmak mutlaka dava kazandırır mı?


"Dava dilekçesi davanın alın yazısıdır"

(Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 1974/7326 Esas ve 1974/6426 Karar sayılı ve 19/09/1974 tarihli kararı)


Burada Yargıtay'ın kastettiği, dava dilekçesinde yazılan veya yazılmayan şeylerin davaya yön vereceğidir. Dava dilekçesi, davacının kendisini mahkemeye açıkladığı yerdir. Unutulmamalıdır ki hakim davacının derdini bilmeyen üçüncü bir kişidir. Yine de, kişinin kendisini gündelik bir dille ifade etmesi yetmeyecektir. Çünkü hakime yalnızca gerekli hususlardan bahsedilmeli, ispat yeteneği mevcut olgular sunulmalı, öz ama kapsamlı bir anlatım tercih edilmelidir.


Diğer yandan hakim, kanun ile bağlıdır. Yani anlatılan husus kanunun kapsadığı bir konuda değilse veya kanunun aradığı şartları taşımıyorsa hakim bu hususları dinlemeyecektir. Bu açıdan dava dilekçesinde belirtilen olayların hangi kanun maddesini ihlal ettiğinin teşhisi de çok önemlidir zira bize haksızlık yapıldığını hissettiğimiz her durum kanun tarafından haksızlık olarak nitelenmemiş olabilir. Bu sebeple anlatılmak için seçilen olaylar ve sunulan deliller kanunda aranan nitelikte olmalı, olay anlatılırken isabetli seçimler yapılmalıdır.


Görüldüğü üzere haklı olmaktan ziyade haklılığınızı nasıl ifade ettiğiniz esastır. Örneğin kiracısının kirasını zamanında ödememesi ev sahibinde bir haksızlık hissi oluşturabilir ancak ev sahibi kiracıya kirasını geç yatırmaması konusunda gerekli ihtarları göndermemişse, açılan tahliye davasında kiracı değil ev sahibi haksız duruma düşebilir. Veyahut çocukların velayetine sahip bir ebeveynin eski eşinden nafaka talep etmek istemesi halinde, eğer enflasyon oranında artış talep edebileceğini bilmiyorsa çocuklar reşit olana kadar aynı tutarda nafaka alacaktır. Mevcut ekonomik durumda nafaka tutarın kısa sürede yetersiz kalacağı açıktır. Velayet sahibi ebeveynin tekrar tekrar masraf yaparak dava açması ve davanın neticelenmesini beklemesi gerekecektir. Örnekler çoğaltılabilir.


Diğer yandan bir davayı kaybetmenin maddi neticelerinden de bahsetmek gerekir. Bilindiği üzere açılan davayı kaybeden taraf, dava masraflarını yüklenir. Ve karşı taraf kendisini avukat ile temsil ettirmişse ayrıca karşı tarafın avukatlık masrafının da davacı tarafından ödemenmesine karar verilir.


Yukarıda bahsettiğimiz hususlar konunun kısaca açıklanması açısından verilen en basit ve bilinen örneklerdir. Dava konusunun boşanma, velayet, işçilik alacağı, miras, taşınmaz mal, ticari işletme, marka hakları ve sair konulara ilişkin olduğu durumlarda iyi yönetilmemiş bir davanın daha çeşitli ve yüklü neticeleri olacağından bahsedilebilir.


Görüldüğü üzere, yukarıda açıklanan maddi-manevi risklerin göze alınmasındansa, en baştan güvendiğiniz bir avukatla çalışmak hedeflediğiniz neticeye ulaşma yolunda güvende kalmanızı kolaylaştıracaktır. Ya da bu hususta dava açmamanız gerektiği ile ilgili bilgilendirilerek yıllar sürebilecek bir stresten ve maddi kayıptan kaçınılmış olunacaktır.


Özetle;

Hukuk yargılaması kurallara sıkı sıkıya bağlı bir süreçtir. Yargılamanın bir adalet arayışı olduğu kadar bir devlet yazışması, bir bürokratik işlemler bütünü olduğunun unutulmaması gerekir. Haklı olmak kadar doğru zamanda doğru davranmak da mühimdir. Bu durum hukuk dilinde "usul esastan önce gelir" şeklinde ifade edilir. Usulünüz yanlışsa, esasında haklı olup olmadığınıza bakılmayacaktır. Neticede denebilir ki; haklı olmak dava kazanmak için her zaman yeterli değildir. Denilebilir ki avukat, hukuk labirentine girerken yanınıza aldığınız haritadır.




Yorumlar


Bu gönderiye yorum yapmak artık mümkün değil. Daha fazla bilgi için site sahibiyle iletişime geçin.

Tüm Hakları Saklıdır.

bottom of page